Merhaba! Hava bu aralar ne kadar da sıcak! Evde dondurma hazırlama rehberi bu sıcaklardan mı çıktı derseniz, aslında garip ve can sıkıcı bir hikayesi var. Ama bu can sıkıcı hikayeden bahsedip konuyu uzatmayı da, can sıkıntısını arttırmayı da düşünmüyorum. Bir vesileyle evde dondurma yapımı rehberi hazırlamamız istendi diyelim… İnternette dondurma yapımıyla ilgili sorulan ya da aratılan sorulardan oluşan bazı soruları, okuyan dostlara bir faydası olur diye düşünerek yanıtlamaya ve kendi bilgimizce dondurma hakkında bildiklerimizi paylaşmaya karar verdik. Buna ilaveten ev dondurması tarifleri ve istediğiniz malzemelerle kendi dondurmalarınızı oluşturabilmeniz için reçeteler de ekledik. İnşallah seveceğiniz ve “tam da bu lazımdı!” diyeceğiniz bir yazı olur. Haydi dondurma yapalım artık!Yazıyı ve dondurmaları kızım araştırdı ve kendi yaptığı dondurma çeşitlerinden tecrübesini katarak hazırladı.Ben sadece yemekle tadına bakmakla yetindim.
Merhabalar patlıcan yemeği hepimizin bildiği yemek annem pişirirken içine özellikle kıyma katardı birazda pirinç atardı.Ben kıyma kulanmadım yazımda göreceğiniz gibi evdekilerin yemekte kıyma yemedikleri için parça et kullandım etlede gayet lezzetli oluyor.Mutfağımı geliştirdikçe her pişirişimde kendimden de bir şeyler katıyorum evdekilerin yiyebilecekleri doğrultusunda.
Taze kırmızı biber olmassa olmazlarından yemeğe ayrı lezzet katıyor içinde renkli renkli güzel görünüyor.Karabiber, pul biber mutlaka et yemeklerinde kullanırım bir tek kimyonu sevemedim eğer gerekiyorsa yemeğin tadı değişecekse onuda kullanırım.Gerekmedikçe kullanmamayı tercih ediyorum.Kendi usulümce pişirdiğim için yemeğin adını anne usulü dedim.
Tarçın, yenibaharıda yazmadan geçemiyeceğim onlarıda zaman zaman gereken yerde kullanırım.En çok yazılarımda gördüğünüz gibi karabiber, pul biberi tercih ediyorum türk mutfağına yakışan baharatlar safranın tadını merak ediyorum fırsat bulursam safranlı pilav pişirip deneyeceyim.Yemegimizin tarifine geçelim.
Merhabalar her kesin geçmiş Mihraç kandilini kutlarım.Bu tarifide yine sofra dergisinin temmuz sayısından aldım.Hazırlayıp pişirdim bizler beğendik tadı hoşumuza gitti.Tadı yoğurt çorbasını andırıyor kuzu kulağının mahoş ekşimsi tadı çorbaya ayrı bir lezzet katıyor.Çocukken Ümraniyede oturuyorduk evimizin kocaman bahçesi vardı. Bahçenin bir kenarında tavuk beslenirdi bir bölümünde sebze ekerdi annem.Bahçemizde dut ,kiraz, incir , elma ağacı vardı tazı gibi ağaçlara tırmanırdık.Yaz geldiği zaman ıhlamurun, hanımelinin kokusu mahallenin başından sizi mest ediyordu.Sadece bizim bahçede yoktu bu saydıklarım herkesin bahçesinde vardı.Kokuları bugün gibi sanki burnumda tütüyor. O zaman oturduğumuz mahalle belediye tarafından istimlak olup şimdilerde yerinde spor kompleksi oldu etrafımız tarlaydı alabildiğine çimenlik vardı evlerde bu kadar mantar gibi üst üste değildi akşama kadar kırlarda koşturuyorduk nekadar mutlu günlermiş o günler kırlarda envaye çeşit çiçekler açardı ilk baharda mantar toplar çiğ olarak meyve gibi yerdik yazıyı okuyunca nası yani diyenleriniz olcaktır evet yanlış okumadınız mantarı toplar üstünün zarını soyar elimizle meyve gibi yerdik özellikle benim çok hoşuma giderdi hala mantarı çiğ yemeyi çok severim eski günlerden kalma alışkanlık. Ah o günler şu anda ne çiçeklerden eser nede mantarlar bitiyor.Binalardan doğanın florası bozulduğu için çiçeklerden mantarlardan eser yok. Geleceğim konuya evet komşumuzun kızı arkadaşım Mineyle kuzu kulağı, hindibağı toplar evcilik oynadık bahçemizde bir birimize misafir giderdik gizlice evden aldığımız zeytinyağı , tuz la topladığımız hindibağı, kuzukulağını salata yapar misafir gittiğimizde bir birimize ikram ederdik. Dergide kuzu kulağını görünce bu çorbayı mutlaka pişirmeliyim dedim eski çocukluk günlerim canlandı gözümde içim bir tuaf oldu zamanla arkadaşım taşındı bağımız koptu şimdilerde yaşıyorsa Allah selamet versin ilk okula beraber ellele tutuşur oynaya güle giderdik.Çocukluk ne güzel her şey toz pembe geliyor insana.Acaba arkadaşım o günleri hatırlıyormudur diye zaman zaman merak ediyorum.Pişirmek isteyen meraklısına işte tarif.
Merhabalar daha önceki yazılarımı okuduysanız karalahana diblesinden bahsetmiştim hazırlayınca siteye yazacağımı yazmıştım hafta sonu hazıladım sıra geldi yazmaya.Bizim oralarda dibleye piştikten sonra tereyağını kızdırıp kırmızı biber ekerler diblenin üstüne gezdirirler.
Ben öyle yapmadım havalar sıcak olduğından soğuk yemek olarak yensin diye zeytinyağını pişerken kullandım.Yanınada karpuz ve yoğurtla servis yapabilirsiniz.Doyurucu ekmek yedirmeyen yemek.İlk defa pişirecekseniz lahanayı haşlayıpta pişirin eyer karadenizli değilseniz lahananın haşlanmamış buruk tadını sevmeyebilirsiniz.Bizim buruk tat hoşumuza gidiyor çünkü yazdığım şekilde pişiriyordu büyüklerimiz.
Herkesin damak tadı ve beğenisi alıştığı tadlara göre değişebiliyor kızımla ben severek yedik kızımda karalahana diblesini çok sever fakat damadımın alışık olmadığı lezzet olduğu için sevmedi.Halbuki her şeyi severek yer böylesini sevmedi.
Haşlayarak yapılırsa buruk tadı olmuyor, ben dibleli yemeğini, mevsimine göre bütün sebzelerle pişiriyorum, severek yiyoruz.
Merhabalar bu tarifimde çok eskiden arada bir yaptığım tarif.Sizler hiç bulgurla hazırladınızmı bilmem ama arada bir köfteyi ekmek yerine bulgurla hazırlarım lezzetli oluyor tavsiye ederim.Bu seferki hazırlayışımda soğan halkalarını soteledim köfteye çok yakıştı.
Merhabalar daha önceki yazımda Sofra Dergisinin temuz sayısında çok güzel tarifler olduğundan bahsetmiştim yazdığım tarifide ordan aldım.Hafta sonu Maltepede oturan aile dostumuzu Ahmet abimiz hanımı Meryem yengemizi ziyarete gittik.
Meryem yengemiz bahçeye kara lahana ektiğinden bahsetti.Bende karalahana istedim .Kuzuşumu da alıp bahçeye lahana toplamaya indik lahanaları toplarken dut ağacını gördüm Hemen heyecanla atladım dut ağacının yapraklarındanda isterim Meryem yengemiz sağolsun tabi toplaya bilirsin dedi, körpecik yapraklar ağaçtan topladım eve gelince ertesi günü hemen sarmayı hazırladım.Karalahanadanda dible yapıp fırsat bulduğum zaman siteye yazacağım.Sarmalar harika oldu iyikide denemişim evdekilierinde hoşuna gitti, mutfağımıza yeni bir sarma daha girmiş oldu.Bu yemeği hazırlayan dergiye yazan Gülşen Yılmaz hanımada burdan teşekkür ediyorum.Dutun kendisinin şifa olduğu gibi yaprağınında şifa olduğunu yazmışlar.